Kasaba bıçak temin eden CHP

Dokunulmazlıkların kaldırılması, gizli oylamada, bir kısım gizli CHP’linin oylarıyla kabul edildi. Eğer cesaretleri varsa, olumlu oy veren CHP’liler çıkıp “evet” oylarını açıklarlar. Yok eğer onlar bunu yapmıyorsa, o zaman “Hayır” oyu veren ya da “Evet” demeyen CHP’liler oylarını açıklayarak kendilerini gizli oylamanın perdesi ardına saklayan bu diktatörlük yanlısı CHP’lileri iyot gibi açığa çıkarmalıdırlar. Bunu yapmadıkları sürece hepsi birden altından kalkamayacakları bir şaibe altında kalacaklardır.

 

Belki “Evet” demeyen CHP’lilerin şaibeden kişisel olarak kurtulması mümkündür ama CHP’nin bir parti olarak bundan kurtulması güç görünüyor. Kısacası, CHP, “Anayasaya aykırı ama evet vereceğiz” türü, tarihin kaydetmediği kadar tuhaf bir politika izleyerek kasaba bıçak taşımıştır.

 

Ne var ki, unuttukları ya da bilmedikleri bir şey var. Naziler, Reichstag yangınından sonra önce komünist milletvekillerini tutukladılar. Çok geçmeden de sosyal demokrat milletvekillerini. Diktatörlüğü, önüne yem atarak durdurabileceklerini sananlar geçmişte her seferinde yanıldıklarını görmüşlerdir. Diktatörlere ne kadar ödün verirseniz kendi sonunuzu o kadar yakınlaştırmış olursunuz. Sanıyor musunuz ki, diktatör, önüne attığınız veya boynunu kesmesi için kendisine bıçak taşıdığınız HDP’lilerle doyacaktır. Hayır, sıra size de gelecek. Bunu bir tarafa kaydedin. O günler geldiğinde hatırlayacaksınız. Biz ne halt etmişiz diyeceksiniz ama çok geç olacak.

 

Kılıçdaroğlu, aklı sıra AKP’nin karşısında “ustaca” taktikler izlediğini sanıyor. Oysa diktatörlük buldozeri karşısında bu tür “ince” taktiklerin hiçbir geçerliliği yoktur. Diktatöre ve diktatörlüğe doğrudan karşı durmadığınız sürece bütün taktikleriniz, bu son olayda da görüldüğü ve görüleceği gibi, aleyhinize işleyecek, diktatörlüğün önünü açmaya yarayacaktır.

 

Şu anda gerçekten çok üzgünüm. Sadece diktatörlüğe karşı direnmeye çalışan bir parti parlamentodan atıldığı, milletvekilleri tutuklanacağı ve sonuç olarak diktatörlük yolunun üzerindeki bir kaya daha yolun üzerinden atılacağı için değil, aynı zamanda, diktatörlüğe karşı potansiyel bir barikat olarak düşünülebilecek olan (dayandığı kitle faşizme karşıdır çünkü) bir parti iktidarın yardımcısı rolüne itildiği için de. CHP’ye oy veren bütün yurttaşlar bunun sorumluluğunu hissetmeli, kendi milletvekillerine ve partinin yönetimine karşı başkaldırmalıdır. Bunu yapmadıkları sürece, bundan sonra faşizm yolunda atılacak bütün adımlara ortak olma sorumluluğundan kurtulamayacaklarını bilmelidirler. Cumhuriyet bayramlarında bayrak sallayıp bir şenlik havasında yürüyüş yapmak kolaydır. Zor olan, özgürlükleri katledenlere ve onlara yardımcı olanlara karşı ayağa kalkmak, isyan etmektir.

 

Yine de karamsar olmayalım. Her şeye rağmen, bu ülkede, faşizme gidişten hoşnut olmayan ve bunu onaylamayan yüzde ellilik bir kesim var. Diğer yüzde ellinin büyük çoğunluğu bile, tamamen kahredici bir hayatın pençesinde, bilinçsizliğe mahkûm edildiği ve çaresiz olduğu için iktidara destek verir konumda. Bu kesimin sınıfsal çıkarlarıyla iktidar seçkinlerinin sınıfsal konumu aslında birbirinin taban tabana zıddı. Bir tarafta zenginlik ve sefahat içinde bir azınlık, diğer tarafta yoksulluk içinde kıvranan halk yığınları var. Bu çelişkinin mutlaka olumlu sonuçlar vereceğini düşünmek elbette saflık olur. On dört yıldır gördüğümüz gibi, bazı durumlarda yoksulluk, zenginler sultasının desteği haline de gelebilir. Bununla birlikte, yoksul insanların, evlatlarını Saray’ın savaşına kurban veren garibanların (Televizyon kanallarında yayınlanan “ateş düşen” evlerin arasında hiç rezidanslara rastladınız mı?) alttan alta şatafatlı nikâh törenlerine öfke duyduklarını düşünmek için çok sebep var. Sonuç olarak, bu azınlık sultasının gemisi, aslında tehlikeli sularda seyretmektedir.

Bu gemiyi batıracak olan fırtına yaklaşmakta

Yorumlar