'İdam İsterlermiş'

Televizyonda Cumhurbaşkanının konuşması sırasında kalabalıkların hep bir ağızdan “idam isteriz” diye bağırdığını duymak, hayatı boyunca bunca darbe (toplamı 7 ediyor) görmüş, bunca siyasi olayın içinde bulunmuş, arkadaşları yandaki hücreden idama götürülmüş olan benim gibi birini bile şaşırttı. Tabii, Cumhurbaşkanının “milletimiz istiyorsa neden olmasın” mealindeki yankılamasına aynı ölçüde şaşırmadım ve onları kimin bağırttığını da bu arada anlamış oldum.

Bu bir düzey meselesi, özellikle de kültürel düzey meselesi. Barışçı ve gelişmiş bir kültüre sahip olmayan ülkeler, halklar, insanlar vb. intikam duygularının ancak idamla yatışacağını düşünürler. Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye’nin Avrupa ölçülerine uyarak neredeyse yirmi yıla yakın bir süre önce idam cezasını kaldırması Türkiye’nin kültürel düzeyine, gelişmişlik düzeyine uygun düşmüyor, böyle bir hukuki çerçeve belli bir kültürel düzeye bol geliyor. Evet ama bir tane Türkiye yok ki. Aslında, yıllar önce “Üç Ulus” yazısında da belirttiğim gibi, üç Türkiye var. “Türkiye’lerden” biri, İslamcı olanı, şimdi “idam isteriz” diye bağırmakta. Cumhurbaşkanları da onlara idamın geri getirilebileceğini ima eden sözler etmekte.

Evet ama bir sorun var. Yasalar “makabline şamil” (yani geriye dönük) uygulanamaz. Şu bir hukuk kuralıdır ki, bir yasa ancak kabul edildiği tarihten itibaren, yani yasalaştıktan sonraki tarihte işlenecek “suçlara” uygulanabilir. Dolayısıyla 15 Temmuz darbesini yapanları idam etmenizi sağlayacak bir kanun çıkaramazsınız. Çıkarırız diyorsanız, onu da siz bilirsiniz tabii ama bunun asgari hukuk kurullarıyla ilişkinizi kestiğiniz anlamına geleceğini de göze almış olursunuz. Daha sonradan bu yamuğun bedelini ödemek de var. İyi düşündünüz mü?

Beni esas düşündüren, bir cumhurbaşkanının insanları karşısına alıp “idam isteriz” diye bağırttırması ve buna olumlu cevap vermesi. Yani anlayacağınız, attıkları intikamcı sloganın ne anlama geldiğini bile doğru dürüst düşünmekten aciz bu insanları bağırttıran doğrudan doğruya Cumhurbaşkanı. Vahim, gerçekten çok vahim!

Bu aslında bir yol ayrımıdır. Bu, İslami rejimin temel taşlarını döşemek yolunda atılacak korkunç bir adım, dahası gelişmiş diğer iki Türkiye ile geriliği ve yozluğu şiar edinmiş İslami bataklık Türkiye’sinin birbirinden bir daha birleşmeyecek bir şekilde kopması anlamına gelir.

“Demokrasi” adına kutlamalara katılan, en azından bu tür bir “demokrasiyi kurtarma” yavşaklığına cevaz veren bir kısım solcumuzun, muhalefetimizin vb. bunun üzerinde ciddi bir şekilde düşünmeleri gerekir. Bilmem düşünürler mi?

Bu konuda son olarak söyleyeceğim bir şey daha var, o sloganı bağıranlara ve bağırttıranlara. Tarih şunu defalarca kanıtlamıştır: İdam sehpaları veya giyotin sehpaları kuranlar, sonunda kendilerini o sehpalara çıkarken bulmuşlardır.

Yorumlar