Kadınların cenazeleri erkeklerin kaldıramayacağı kadar ağır artık

Kadınlar binlerce yıldır terörü içlerinde yaşıyorlar.

Korku, endişe, kaygı ve mutsuzluk üzerine kurulmuş hayat hayat mıdır?

Öldürüyorlar bizi, her türlü şiddeti uyguluyorlar, çağdaş köle haline getiriyorlar.

Her gün yeniden,

yeniden,

vahşice.

Bir can bir cana nasıl kıyar?

İnsan mıdır ki insana kıyan?

Acılar üzerinden tarih yazmak kolay değil. Gelecek ise artık birilerinin bizim adımıza yazdığı bir kader olamaz, olmamalı.

Emek vicdan ve adalet arasında bir denge kurmak gerekmiyor mu? Emeğe uzanan eller ile bedene uzanan eller arasında bir fark yok.

Özel hayatlar ve beden üzerinde hakimiyet ve baskı kurmak otoriter rejimlerin en temel özelliği.

2014 yılında 294 kadının öldürülmesi, 1886 işçinin hayatını kaybetmesi tesadüf değil.

En temel hakkımız olan yaşam hakkımızı elimizden alan mevcut yapı tarafından pompalanan sisteme karşı, kadını ikincilleştiren zihniyete karşı top yekün mücadele etmek zamanı hala gelmedi mi?

Bu vicdani ve derin bir mesele.

Çarşı'nın twitter mesajında yer aldığı gibi "Erkeklerin taşımayacağı kadar ağırdı cenazesi…"

Evet, öyle!

Öldürülen binlerce kadının cenazesi ise artık erkeklerin kaldıramayacağı kadar ağır.

Çok ağır.

Farkında mısınız?

Yorumlar