DOKUNULMAZLIK…

İktidar partisinin programında “Siyasi İlkelerimiz” başlığı altında dokunulmazlıklar hakkında yazılanları aynen aktarıyorum: “Milletvekili ve bakanların yargılanmaları önündeki anayasal engeller kaldırılacak; dokunulmazlık, tüm kamu görevlilerinin yargılanabilmeleri önündeki engeller ve ayrıcalıklarla birlikte ele alınacak ve milletvekillerinin meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerine inhisar ettirilecektir,”

Erdoğan henüz başbakan olmadığı 24 Kasım 2002’de, CNNTürk’de “Cafe Siyaset” programına katıldı. Soru üzerine, iktidarın ilk yılında dokunulmazlığı kaldırmayacaklarını söyledi. O gün bugündür, rakiplerini sıkıştırma amacı dışında konuyu bir daha açmadı.

Malum, 1990’lara geri döndük. Parti kapatma laflarının havada uçuşmasıyla birlikte, Cumhurbaşkanı Erdoğan HDP milletvekillerini kastederek "partilerin kapatılmasına karşıyım, bunun bedelini dokunulmazlıkla parlamento ödetsin" dedi. Ve meclisin açıldığı ilk gün, 80 HDP milletvekili meclis başkanlığına dokunulmazlıklarının kaldırılması için dilekçe verdi.

İçtüzüğe göre milletvekilleri dokunulmazlıklarını kendi kendilerine kaldıramıyor. Önce savcı fezleke düzenleyip başbakanlığa gönderiyor. Oradan tasnif yapılıp meclise geliyor ve Anayasa-Adalet Karma Komisyonuna havale ediliyor. Burada dokunulmazlık kaldırılırsa mecliste oylanıyor. Kaldırılmazsa fezlekenin uygulanması dönem sonuna kalıyor.

Dokunulmazlığın kaldırılma süreci böyle işlediğinden, başta Başbakan Davutoğlu olmak üzere çeşitli iktidar partisi yöneticileri ve MHP genel başkanı, HDP’nin girişimini “şov” olarak nitelendirdiler. Tabi HDP’lilerin dilekçelerini TBMM başkanına iletmesinin ardından, iktidar yalakası medya da bu girişimi “şov yapıyorlar” diye değerlendirdi. Yani ktidar söylerse normal, başkası söylerse “şov”…

28 Temmuz 2015 tarihli Anadolu Ajansı çıkışlı haberde, dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla ilgili olarak başbakanlığa 744 dosya iletildiği belirtiliyordu. Muhatapları milletvekili olmadığı için bunlardan bir kısmı düşmüştü ve 299 tanesi şu an milletvekili olanlar hakkındaydı. Malum, bu ajans iktidarın borazanı durumunda; bu yüzden haberin ayrıntıları hakkında, örneğin hangi partiden kimin neyle suçlandığı konusunda bilgi yoktu. Ama farketmez, neyin ne olduğunu anlamak için herhangi bir örneğe bakmak yeterli.

Örneğin 6 Aralık 2012’de de benzer bir “dokunulmazlık” tartışması ortaya atılmış ve TBMM’ye gönderilen 928 fezlekenin dökümü verilmişti. Bunlardan 754’ü BDP’liler, 66’sı AKP’liler, kalanı diğer partiler hakkındaydı. BDP soruşturmaları “Anayasa’nın başlangıç hükümlerine muhalefet, örgüt propagandası yapmak, suç ve suçluyu övmek, halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik, örgüt üyeliği, yasak yayın bulundurmak, hakaret, tehdit, halkı askerlikten soğutma” gibi konulardan oluşuyordu. İktidar partisi dosyaları ise “nitelikli zimmet, kalpazanlık, kara para aklama kanununa muhalefet, ihaleye fesat karıştırma, evrakta sahtecilik, haksız imar, iftira, tehdit, hakaret, adil yargılamayı etkileme” vb. konularla ilgiliydi. Tabi kolay değil; AKP’nin 13 yıllık iktidarı sırasında kamu ihale yasasının 135 maddesi tam 32 kez değişti. Su, maden, orman gibi talana elverişli alanlar hakkında yüzlerce ve sık sık yasa değişikliği yapıldı. Bunca iş varken, milletvekillerinin, bakanların, başbakanların kendi işledikleri suçların yargılanıp sorgulanmasına dair yasal düzenleme yapmasına sıra gelmedi. Memleket için o kadar çok çalışıyorlardı ki, kendilerini unuttular…

Yorumlar