ÖLÜM SAYI DEĞİLDİR

Nasıl, nerede ve ne zaman öleceğimize karar veremeyiz ama nasıl yaşayacağımıza verebiliriz. Her canılın sonu demek olan ölüm gelip çattığında, geriye ne anıtlar, ne türbeler, ne şan-şöhret; yalnızca yaşadığımız süre yaptıklarımızın izi kalır. Buna göre, iyi ya da kötü anılırız.

Nasıl bir yaşam seçiyoruz? Kendinden başkasını düşünmeyen, bencilce ve yakınlarına da böyle yapmasını öğütleyen... Etliye-sütlüye karışmayan, "salla başı al maaşı" misali kendini hayatın akışına bırakmış... Her şeyin böyle gelip böyle gittiğine inanan...Asla büyüklerine ve çoğunluğa aykırı düşünmeyen... Hayatında hiç akıntıya kürek çekmemiş...

10 Ekim 2015 Ankara Tren Garı önündeki patlamada yaşamlarını yitirenler böyle değillerdi. Elbette patlayacağını bildikleri bir bombanın üstüne gitmediler ama bu ülkede toplantılara saldırıldığından, savunmasız insanların durduk yerde öldürüldüğünden de habersiz değillerdi. Zaten bu yüzden ve böyle olaylar yaşanmasın, ülkede barış hüküm sürsün diye oradaydılar. Ve Konya'da milli maç öncesi kendileri için yapılan saygı duruşunda ıslıklanmayı ya da tekbir getirilerek protesto edilmeyi hiç haketmiyorlardı. Böyle olduğunu gösterebilmek için, son zamanlarda yöneticilerimizin çok sevdiği gibi ölümleri sayıyla hatırlatmayı bir yana bırakıp, kısaca yaşamları hakkında bilgi vermek istiyoruz. Elbette her ölüm acıdır ancak biz sınırlı bir alanda yalnızca "Birleşik Taşımacılık Sendikası" (BTS) üyesi olarak meydanda bulunan ve katledilen 14 arkadaşımızdan bahsedeceğiz...

BTS, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK)'e bağlı, ağırlıklı olarak demiryollarında ve ulaşım sektöründeki kamu işlerlerinde örgütlü bir sendika. Bilmeyen, üç-beş kişinin bir araya gelip kolayca bir sendika kurabildiğini sanır ama öyle değildir. Gerçek anlamda sendikacılık yapmanın çok zor olduğu ülkemizde, BTS kuruluşu yıllar alan ve çok uzun mücadeleler sonucu ortaya çıkmış bir örgüt. Kamu kurumlarında grev yasakları, askeri darbelerle önü kesilen örgütlenme çalışmaları, işten atmalar, yasal düzenlemelerle kamu işyerlerinin niteliğinde değişikliklere gitmeler ve nihayet özelleştirme girişimleri; yürütülen sendikal faaliyetin önündeki engeller olarak sayılabilir. BTS'nin bu çerçevede son yıllarda yürüttü en önemli mücadelelerden biri, demiryollarının özelleştirilmesine karşı ülkenin dört bir yanından "demiryolları halkındır, satılamaz" sloganıyla başlattığı eylemler, Ankara'ya doğru yaptığı yürüyüşlerdir. Kısaca hatırlatalım:

Bilindiği üzere 12 Eylül 1980 darbesinden bu yana halkın alınteriyle yapılan kamu kurumları birer birer elden çıkarıldı ve sıra demiryollarının özelleştirilmesine geldi. Ancak kamuoyunun "özelleştirme" sözcüğüne duyduğu tepki yüzünden iktidar partisi bu adı kullanmayarak, girişimini 1 Mayıs 2013 tarihinde " Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleşmesi Hakkında Kanun" diye yasalaştırarak sürdürdü. BTS, bu girişime başından beri direniyordu. Bu amaçla ülkenin tren garlarında çeşitli eylemler yapıldı ve kâr eder durumdaki DDY'nin parçalanarak şirketlere satılmasına karşı, halk uyarılmaya çalışıldı. Eylemlerin gerekçesi, 21 Kasım 2014'de Eskişehir'den Ankara'ya yürüyen işçilerin arasında bulunan BTS Genel Sekreteri Hasan Bektaş, özelleştirme sürecinin sakıncalarını kısaca şöyle anlatılıyordu:

"Çalışan sayısının azaltılması sonucunda demiryolu hizmetlerinin üretilmesinde taşeronlaşma hızla yaygınlaşmış, esnek ve kuralsız bir çalışma hayatı önümüze konmuştur. Bu süreç içerisinde demiryollarında işletmecilik güvenliği hiç olmadığı kadar güvenilirliğini kaybedip ölümlü büyük kazalar yaşanırken madenlerde, inşaat sektöründe, tersanelerde, sanayi sitelerinde, fabrikalarda yaşayan iş kazaları, kaza olmaktan çıkmış kitlesel iş cinayetlerine dönüşmüştür. Gelinen süreç önümüzdeki dönemin pek çok açıdan daha da sıkıntılı olacağı, çalışma koşullarıyla ilgili pek çok sorun yaşanacağı, kazanılmış haklarının zarar göreceği bir süreç olacaktır. Bu nedenle bizler tüm bu gerçekler ışığında, içinde bulunduğumuz olumsuz koşullarla ilgili olarak kamuoyu oluşturmak, toplumu bilgilendirmek ve tepkimizi göstermek amacıyla 'demiryollarının özelleştirilme uygulamalarına karşı yürüyoruz' adı altında bu yürüyüş kararını aldık."

Toplumsal olaylara ve sorunlara, ancak bencil olmayanlar duyarlılık gösterir. Çünkü kişisile mutlulukları için önce toplumun genelinin mutlu olması gerektiğini bilir, yalnızca kendilerinin, yakınlarının, tanıdıklarının iyiliği yerine herkesin iyiliği için kaygılanırlar. İşte böyle insanların bir araya gelip kurduğu BTS'den 14 kişi 10 Ekim saldırısında yaşamını yitirdi.

Ali Kitapçı – Ankara Şube Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri
İdil Güneyi – Ankara Şube Kadın Sekreteri
Hacı Kıvrak – Ankara Şube üyesi
İbrahim Atılgan – Ankara Şube üyesi
Veysel Atılgan – İbrahim Atılgan’ın oğlu
Rıdvan Akgül – Adana Şube Sekreteri
Yılmaz Elmascan – Adana Şube Örgütlenme ve Eğitim Sekreteri
Gülhan Elmascan – Yılmaz Elmascan’ın eşi, Adana Eğitim-Sen üyesi
Nevzat Sayan – Adana Şube üyesi
Bilgen Parlak – Adana Şube üyesi
Fevzi Sert – Adana Şube üyesi
Kasım Otur – Malatya Şube Mali Sekreteri
Osman Ervasa – Havacılık Şube üyesi
Uygar Coşgun – Sendika avukat

O sırada diğer onbinlerce insan gibi yalnızca kendi iyilikleri için değil, toplumun tümü için bir talepte bulunuyor, ülke içinde ve ülkenin komşularıyla barış içinde yaşamasını savunuyorlardı. Kendi sorunları için yıllarca örgütlenme mücadelesi verip oluşturdukları sendika çatısı altında ülkenin dört bir yanından gelerek, bu kez ülkenin iyiliği için yürüyorlardı. Görüşleri, memleketleri, inançları, meslekleri ne olursa olsun; Konya'da milli maç sırasında kendileri için yapılan saygı duruşunda ıslık çalanların iyiliği için de oradaydılar....

Yorumlar