İlk imzaya çağrı: "Toplanan 184 imza ile Erdoğan yargılanabilir"

İLK İMZAYA ÇAĞRI!

SADECE 184 mv imzası,

ERDOĞANa TBMMde savunma verdirtecek!

TBMM'DE BU SAVUNMA ALINMALI!

(Yüce Divan'a sevk ise sonra 413 oy'la)

Anayasa'nın 105’ inci maddesi uyarınca, Erdoğan hakkında Cumhurbaşkanı iken gerçekleştirdiği eylemlerin, vatana ihanet niteliğindeki bir suçu oluşturması durumunda ancak yargılanması olanaklıdır. Bu konuda Yüce Divan'a sevk işlemi yapılabilmesi için TBMM üye tamsayısının en az 1/3'ünün, TBMM'ye yazılı önerge vermesi gerekmektedir. 

TBMM İçtüzüğünün 114’üncü maddesi uyarınca, böyle bir önergenin TBMM Başkanlığınca derhal TBMM'nin bilgisine sunulması, saçlandırılması istenilen Cumhurbaşkanına da bildirilmesi, TBMM'nin de bu önergeyi, bilgisine sunulmasından başlayarak yedi gün sonraki birleşiminin gündemine alması zorunludur.

Bu birleşimde suçlama ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı'nın da dinleneceği bir görüşme sonrasında Yüce Divan'a sevk, TBMM üye tamsayısının en az 3/4 kabul oyuyla yani en az 413 kabul oyuyla alacağı kararla olanaklıdır. Cumhurbaşkanı TBMM'ye gelmeyip savunmasını yazılı olarak ta gönderebilir. Savunmanın yazılı olarak gönderilmesi durumunda bu savunmanın TBMM genel kurulunda aynen okunması gerekmektedir. TBMM'nin devre dışı kalmaması ve denetimi için, bu tarihi adım atılmak durumundadır. Savunma için, önergenin verilmesi yeterli olup, meclis soruşturması açılması veya bir başka karar alınmasına gerek bulunmamaktadır. Erdoğan'ın TBMM'de savunma vermemesi, hukuken susma hakkı olarak yorumlanabilirse de, bunun siyaseten anlamı TBMM iradesinden uzak durması, umursamaması, muhatap almamasıdır!

 

(Başkanlık konusuna bile halkın büyük oranda karşı tepki verdiği bir durumda, böyle bir konuda Erdoğan ve partilerin tavrının TBMM önünde net olarak ortaya çıkmasının girilen seçim sürecinde ayrıca tabana yansıması da olacaktır.)

1991 tarihinde yürürlüğe giren 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası ile 1920 tarih ve 2 sayılı Hiyaneti Vataniyye Yasası kaldırılmış olup, bu durum cumhurbaşkanının yargılanması konusunu etkilememektedir. Çünkü kaldırılan 2 sayılı Yasadaki "vatan hainliği suçu" ile, cumhurbaşkanlarının yargılanması konusunda Anayasa'nın ifade ettiği "vatana ihanet" kavramları farklıdır.

2 sayılı Yasa’da çok açıkça bir “hiyaneti vataniyye (vatan hainliği, vatana ihanet) suçu” düzenlenmişti. İşte kaldırılan o suçtur. Cumhurbaşkanı konusunda Anayasa'daki “vatana ihanet” kavramı ile ifade edilen ise, başlı başına bir suç veya suçun adı değil, bir suç oluşturan eylemin hangi nitelikte olduğudur. Burada aranan da, eylemin hangi nitelikte yani vatana ihanet niteliğinde veya boyutunda olup olmadığıdır. Bu nitelemeyi yapacak olan da TBMM genel kuruludur. Anayasanın ihlali veya askıya alınması da, kuşkusuz vatana ihanet niteliğinde bir eylemdir.

Önerge ve Yüce Divan'a sevk kararında, eylemin vatana ihanet sayılma gerekçesi ve yine hangi ceza hükmüne dayanıldığının gösterilmesi gerektiği, İçtüzükteki anılan maddede açıkça belirtilmiştir. İçtüzükteki bu düzenleme bile, 2 sayılı Yasa'nın kaldırılmasının, Cumhurbaşkanının yargılanması durumunu etkilemediğini ayrıca ortaya koymaktadır.

Başbakan ve hükümete ait yetki ve görevlere, yani yönetime el koyduğunu, dolayısıyla anayasayı ihlal ettiğini, anayasayı tanımadığını, askıya aldığını beyan eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın,  bu anayasa dışı eylemleri karşısında bütün milletvekillerinin, üzerlerine düşen adımı atmaları ve Erdoğan'ın bu eylemlerine sessiz kalmamaları gerekmektedir. 

Milletvekillerince en az 184 imzalı önerge verilmesi, Erdoğan'ın TBMM önünde Yüce Divan sevk kararı öncesinde savunma vermesini de gündeme getirecektir ki, bu durum tüm milletvekilleri yönünden tarihi bir sorumluluktur.

Anayasa'nın 100’ncü, İçtüzüğün 107, 108 ve 112’nci maddeleri uyarınca ise Erdoğan'ın başbakanlığı dönemindeki olaylar hakkında ise, TBMM üye tamsayısının en az 1/10'u yani en az 55 milletvekilince imzalanacak bir önerge sonrasında, TBMM genel kurulunda Erdoğan'ın konuşması gündeme gelecek, bu önergenin kabulü durumunda da, meclis soruşturmasının açılması ve sonrasında da TBMM üye tamsayısının en az salt çoğunluğu olan en az 276 oy ile Yüce Divan'a sevki söz konusu olabilecektir.

MİT TIR'ları ve 17/25 Aralık gibi konular bile bu kapsamda olup, söz konusu olacak 55 imza Erdoğan hakkındaki bu karanlık sayfaları da aralayacak, AKP'nin bu yaşananları örtbas etmeye yönelik tutumu gözetildiğinde, koalisyon görüşmeleri sürecinde AKP dışındaki tüm partilerin bu konulardaki duyarlılıklarını ifade ettikleri de hatırlandığında, atılacak bu imzalar, duyarlılıkları somutlaştıracak, söz de kalmadığını da gösterecektir. Üç partinin bu noktada bile bir araya gelememesi ise bir araya gelmeyen partilerin iktidar ile hesaplaşma gerçek iradesinin bulunmadığını ortaya koyacaktır. Bu durum da anılan partiler ve o partilere mensup milletvekilleri yönünden de tarihi bir sorumluluktur.

Demokratik hukuk devletinde, bu hukuk dışı ve demokrasi dışı eylem karşısında, peşinen geri durmak değil, bu durumun hesabının sorulabilmesi için, ilk adımı atarak hukuksal ve demokratik hareketi başlatmak, toplumsallık, kitlesellik yaratmak, bunu da halka mal etmek esas olandır.

Hukuk ve demokrasinin sağladığı tüm olanaklar sonuna kadar kullanılmalıdır.

Yorumlar