Seçimlerdeki amaç demokrasiyi yaşatmaksa...

Demokrasi, bir kültür.

Demokrasi, birilerinin işlerine geldiği durakta indikleri veya bindikleri bir tren değil.

Demokrasi, gücünü halktan alan, iktidarın gücünü halka dayatmayan, halkın iradesine dayanan bir yönetim sistemi.

Bunun da serbest ve eşit yarışma koşullarındaki seçimler yoluyla ve siyasi partiler aracılığıyla sağlandığı bir sistem.

Demokrasinin varlığı için, sadece sandıktan çıkan sonuçlar da yeterli değil.

Ayrıca demokratik ortamın sağlanması, eşitlik, özgürlük ve adaletin de yaşanma ve uygulanması da esas.

***

7 Haziran'da halk, AKP'yi tek başına iktidara taşımadığını gösterdi.

Muhalefet partileri buradaki mesajı alıp öne çıkarak bir araya gelmediler.

Etkin muhalefetin yokluğu, iktidardaki AKP'nin yaptıkları karşısında ayrıca ortada idi.

Ancak bir araya gelememekle, iktidar olma iradesinden uzak olduklarını da böylece açıkça gösterdiler.

Oysa muhalefet partilerinin her biri, AKP iktidarını bir çok konuda haklı olarak eleştiriyordu.

Bunların bir kısmı farklı muhalefet partilerinin aynı konulara da yönelen ve örtüşen eleştirileri idi.

Ayrıca her bir muhalefet partisinin kendi iktidar hedeflerine bakılınca, vaatlerinden bir kısmı arasında çatışma olmamak dışında uyum bile söz konusu idi.

Sadece bu ortak paydalar etrafında bile kenetlenerek, kendi tabanlarının ve halkın iradesine uygun davranılması durumunda, ortaya çıkacak güçten bir iktidar doğacakken, halkın bu iradesini de görmezden geldiler.

***

Görmezden gelinen sadece halkın bu seçimdeki iradesi değildi.

Bizatihi demokrasinin de kendisi idi.

Anayasal ilke ve değerler idi.

Halk, AKP'ye dur demişti.

Tüm bu koşullar altında ve her türlü olumsuzlukta ortaya çıkan bu irade önemsenmeli idi.

Ama bu yapıldı mı…

***

Demokraside, elbette farklı görüş ve düşüncelerin, eşitlik içinde bir arada yaşaması gerekiyor.

Demokrasi, çoğulculuğu da yaşatma, etkin kılma, gerektiğinde yönetime de taşıma, bunu da koalisyonla olanaklı kılma sistemi.

Anayasa, ulus içindeki her türlü farklılığın; birlik içinde, bütünlük içinde, dayanışma içinde bir arada yaşaması gerektiği esasına özel bir yer de veriyor.

Bakılırsa muhalefetteki bütün siyasal partiler bu anayasal değere bağlılığını da ifade ediyor.

Muhalefet partilerinin çeşitli konularda, ideolojilerinde, farklı görüşlere sahip olmaları, kuşkusuz çoğulculuğun, demokrasinin de gereği.

Demokrasinin, anayasal ilke ve değerlerin öne çekilmesi, muhalefet partileri için, demokrasiye yönelik adım atma iradesini kuşkusuz zorunlu kılıyor.

Ancak yapılan bu olmadı.

Belirlenecek çerçeve içindeki bir birliktelikten uzak duruldu.

Muhalefetteki partiler, iktidara doğru, demokrasiye doğru adım atma yoluna gitmediler.

Bu da AKP'nin istediği yolda 1 Kasım'ı doğurdu.

***

Muhalefet partilerinin muhalefette etkin olamamak dışında, aralarındaki ortak değerleri esas alıp, bu yolla iktidar olmaktan da, demokrasiden de uzakta oldukları görüldü…

Muhalefet partileri, anayasa uyarınca ulus içerisinde bir arada yaşama, dayanışma ve birliktelik esas iken, tabanlarına bunu bile gösteremediler, yönetimde bir arada olamadılar.

Bu durum, iktidar gücünü kaybeden AKP'nin fiilen iktidarını yürütmesine neden oldu.

Demokrasinin ille tek parti yönetimi olmayıp, bir uzlaşma kültürü olduğu hatırlanmak istenmiyordu.

Böyle olunca da AKP’nin istediği biçimde sanki demokrasi, ille tek parti yönetimi gerektiriyormuş düşüncesiyle, yeniden seçimlere gidilmesi gibi anlamsız bir sürece girildi.

***

AKP, hiç kuşkusuz, uzlaşmadan değil kutuplaşmadan besleniyor.

AKP’nin iktidara taşınmaması için, karşısında bir uzlaşmanın varlığı olmazsa olmaz ve demokrasinin de gereği.

Ancak nedense bundan uzak duruldu ve duruluyor.

***

Ülkemizde yönetime el konulup demokrasinin askıya alındığı dönemlerde, doğal olarak seçimler de yapılmadı.

Muhalefetin şimdiki tutumu yüzünden, 7 Haziran'da yapılan seçimlerin, AKP iktidarına, iktidarı kaybetmiş AKP’nin yönetimden gitmesine bir etkisi, demokrasi yönünden fiilen bir sonucu ortaya çıkmadı.

Muhalefet partileri, demokrasiyi etkin kılmak yerine, 7 Haziran’da iktidarın beklentisine uygun biçimde demokrasiyi, seçimleri, sandığı etkisiz kıldı.

***

Şimdi, tek başına, azınlık, koalisyon her ne türlü olursa olsun bir AKP iktidarı karşısında, muhalefetteki partiler AKP ile iktidarda yer almak için birbirlerini kovalamak yerine, 7 Haziran’dan gerekli sonucu da çıkartıp, artık kendileri bir araya gelebilmeli, ortak irade gösterebilmelidir.

Yarınların aydınlığı ve demokrasi, seçimlerin ortaya koyacağı tabloda muhalefetin bir araya gelmesiyle olanaklı.

Atılacak bu adım, AKP iktidarını değil, demokrasiyi yaşatmak demek.

İşte bu uzlaşma da demokrasi demek.

Demokrasi için aydınlık yarınlara…

Yorumlar