CHP’de demokrasi oyunuyla yola devam

Demokrasi söylemleri ne iktidarın, ne muhalefetin dilinden düşmez.

Sözü her ağzına alan da, demokrasi düzeyinin daha da yükseltileceğini söyler.

Ancak demokrasi düzeyinde her zaman yaşanan da, geriye gidiş olur 

CHP’deki manzara AKP veya bir diğerinden farklı mı veya ne kadar farklı.

İş söze gelirse, demokrasi tavan yapmış durumda.

Ama gerek yönetim anlayışı, gerek parti içi demokrasi, bu söylenenle tamamen bağlantısız.

Yaşananlara bakmak yeterli!

AKP’nin demokrasi ve parti içi demokrasi konusunda, her şeyi ortada!

Siyaset hala daha 12 Eylül kurallarıyla yapılıyor.

AKP’de, parti içi demokrasi esas alınmadığı için bundan rahatsızlık duyulmuyor.

Kimse zaten AKP’de parti içi demokrasiyi aramıyor.

Parti içinde biatin esas olduğunu da kimse reddetmiyor.

Çalışmasıyla kendisini kabul ettireni de, emeğini ortaya koyanı da, bir şekilde kimse görmezden de gelmiyor.

Politikası ne kadar eleştiri konusu olsa da, yanlış veya doğru ki doğrular mumla aranır, AKP oturup çalışıyor, çalışacağı mutfakları da kuruyor.

Oluşturduğu kadro ile de buralarda çalışıyor.

Bu demek değil ki AKP demokrasiye uygun hareket ediyor.

Varlığı, yapısı, her şeyi demokrasiye aykırı.

AKP, hukuku da öyle bir hale sokmuş durumdaki, silahlar değil, artık o hukuk, demokrasiyi askıya alıyor!

Demokrasi dışı nitelik taşıdığına hükmedilmiş bir parti olarak, bu konunun hukuka uygun hale geldiği yolunda bir karar da almadan, demokratik hükümet görevlerini üstlenip sürdürmeye devam ediyor!

AKP’nin demokrasi dışılığına ilişkin hükme konu eylemleri arttıkça artıyor.

Bu tabloda her girdiği seçimlerden de, hep bir şekilde ipi göğüsleyerek çıkıyor.

Ne ala memleket!

Şimdi de yeni bir davaya da muhatap bile olmadan, yoluna devam ediyor.

AKP’nin hukuku, hukukun üstünlüğünü değil, gücün hukukunu esas alıyor.

Hiçbir partinin, muhalefetin bu tabloda etkin olarak sesi çıkmıyor.

Bu durumu sorgulamayan muhalefet bile, neredeyse iktidara biat ediyor.

Etkin muhalefet yapamamanın ötesinde, muhalefet, iktidar hedefinin bile olmadığını, hatta ve hatta AKP’yi de hiçbir biçimde denetlemeyi bile düşünemediğini bizzat ortaya koyuyor.

AKP, iktidarı 7 Haziranda elinden kaçırınca, tüm muhalefetin katkısıyla yaratılan 1 Kasım seçimiyle yeniden iktidarı ve hükümeti elde ediyor.

O muhalefet ki, oturup ülkede AKP tabanının bile tepki gösterdiği bakanlarla ilgili Yüce Divan’a sevk konusunda, 7 Haziran sonuçlarında 276 karar yetersayısını elde etmesine rağmen, AKP’yi bile şaşırtıp bu konuda gerekli süreci işletmiyor!

Bu durumu görünce, başka bir şey söylemeye gerek var mı.

Söze gelince demediğini bırakmayan muhalefetin durumu için bu iki konuya bile bakmak yeterli.

Sonuç böyle olunca, acaba muhalefet dinlemelere mi takıldı da ağzını açamıyor sorusu ortaya çıkıyor.

AKP’den sonra CHP’ye bakınca…

AKP ileri demokrasi diyor, yaşananlar ortada.

Demokrasiden uzaklaştıkça da, nedense tabanındaki iktidar desteğini koruyor veya artırıyor.

CHP, tam demokrasi diyor, ön seçim diyor, diyor da diyor…

Diyor ama her seferinde bir gerekçe, bir mazeret buluyor

Başarı çizgisini de hiç yükseltemiyor.

Yaptıklarına bakınca, demokrasiyle parti içi demokrasiyle bağdaşır eylemi de görülmüyor.

Seçim kaybettikçe kaybetmeye doymayan bir yönetim, partiyi ısrarla yönetmeye devam ediyor.

Ülkedeki seçimlerde kaybeden parti yönetimi, her nasılsa parti içi seçimlerde hep kazanıyor.

AKP’nin demokrasiden uzaklaştıkça seçimleri kazanmaya devam etmesi gibi, bu durum CHP’de de parti yönetiminin, parti içi seçimleri kazanmasında yaşanıyor!

CHP yönetimi, parti içi seçimlerdeki başarıyı, neden ülke genelindeki seçimlerde gösteremiyor.

Nedeni ortada.

Önseçim diyor, ne kadarı gerçekten önseçim.

Önseçim yapmamak için de yüz kızartıcı her türlü mazeret yaratıyor.

Seçimler nedeniyle kurultayda hesap verileceğinden söz ediliyor.

Bu sefer yüklenilerek kural olan çarşaf liste her tarafta devre dışı bırakılıyor ve blok listeler esas alınıyor.

Blok listeler yoluyla da, seçilenleri de zan altında bırakan, ismi oylanmayan, dayatılan kurultay delegeleri yaratılıyor.

Eleştiri getirilince, bir şey söylenince hemen geçmişteki blok liste uygulamaları hatırlatılıyor ve ortaya dökülüyor.

Nedense dün dünde kalsın, yanlışlar tekrarlanmasın diye kimse yeni bir sayfa açmayı düşünmüyor.

Yıllardır partide yönetime gelenler blok liste, parti içi muhalefette olanlar çarşaf liste diyor.

Ama kimse demokrasi demiyor.

CHP yönetimi, şimdi ise yeni bir yöntem deniyor!

Hiç olayların içinde yokmuş gibi davranıp, demokrasi oyunu oynayıp, her yerde blok liste uygulamalarını körüklüyor.

Blok liste kararları alınıp, istisna olması gereken blok liste kural haline dönüştürülüp, seçimler blok liste yolu ile gerçekleştiriliyor.

AKP’de biat ile yapılan listeler, burda ise bir adayın ismi üzerinden, bir adayın ismi altında blok liste olarak yapılıyor.

Sonuç?

Sonuç, elbette demokrasi oyunu başka bir şey değil.

Bu anlayış egemen olunca, o zaman il kongreleri neden yapılıyor.

CHP’li belediyelerin olduğu her yerde, zaten belediyeler de doğrudan seçimin tarafı gibi.

Sanki seçime belediyeler giriyor…

Genel merkez baskısı ve etkisi yanında bir de belediyeler üzerinden seçimler üzerinde yaratılan etki…

Bu tabloda blok listelerle seçilecek delegelerden oluşacak kurultay neden yapılır ki.

Böyle bir kurultaya hiç gerek yok.

Kurultay için blok listelerle yaratılan delegeler, aynı yönetimden hesap sormayacak, soramayacak nitelikteki delegeler.

Hesap sormaması, aynı yönetimi seçmesi için bu yolla oluşturulan delegeler.

Bu kurultay, sadece yasal bir zorunluluğu yerine getirmek için mi yapılıyor.

Demokrasiden kaçan CHP yönetimi

Parti içi demokrasi yolları işlerse, kendilerinin kalmayacağını düşünen CHP yönetimi, her yerde parti içi demokrasi yollarını tıkamaya devam ediyor.

İş söze gelince de hep olayların dışındaymış gibi görüntü veriyor.

Önseçim diyor, kaçıyor.

Çarşaf liste diyor, kaçıyor.

Hatta iş o duruma gelmiş durumdaki, artık ülkedeki herkes seçimlerde 12 Eylülün dayattığı baraj uygulamasına karşıyken, CHP’de ise daha önce olmadık biçimde, genel başkan adaylığı için kurultay üye tamsayısının % 10’u ile aday olma teklifi ve barajı öngörülmüş!

Böylece adaylık ve aday olanların konuşması, yani başka sesler olabildiğince engellenmiş.

Demokrasi diye yeri göğü inleten CHP yönetimi, Kurultayda nedense başka ses duyulmaması için barajlar yaratıyorsa…

Tek sesli ve o sesin genel başkanlığı için, Kurultaylar gerçekleşir duruma gelmişse…

O ses te, ilke ve değerlere değil, kişi adına endeksli ise…

Ehh daha ne demeli…

Yorumlar