Önce vatana ihanetten sorumsuzluk, şimdi ise yeni anayasa... - I -

12 Eylül döneminde darbeciler Anayasayı askıya aldıktan, yani Anayasayı “ihlal ettikten” sonra yeni anayasa sürecine girildi.

Yaptıklarının vatana ihanet olduğunu görünce de, Anayasaya konulan bir hükümle darbeci beş komutan ve onlarla süreci yürütenler, vatana ihanet dahil her türlü suçtan sorumsuz kılındı.

Şimdi yeni anayasa adı altında girilen süreçte yapılanlar o yaklaşımın birebir aynısı. 

Şimdi ki süreç nasıl mı işliyor... 

“İmralı Tutanakları’na göre, Öcalan TBMM’nin de üzerinde”

İmralı Tutanakları'nın 320-321 nci sayfalarına bakıldığında, bir ülkede hiç yaşanılması arzulanmayan gerçeklerle yüz yüze geliniyor. [1]

Çözüm süreci konusundaki 6551 sayılı Yasa tasarısı, TBMM'den önce, cezaevindeki Öcalan'a sunuluyor!

Öcalan'ın uygun görmesinden sonra ancak TBMM'ye sunulabildiği görülüyor.

Yani Öcalan TBMM'den öncelikli ve TBMM'nin üzerinde!

Böyle olunca ortaya çıkan sonuç, Öcalan’ın cezaevinde cezasını infaz etmediği, orada üstün bir irade olarak korunup ağırlandığı… 

Öcalan'a sunulan metne bakıldığında, bu metindeki örneğin 5’inci madde, daha sonra TBMM’ye 26.6.2014 tarihinde sunulan hükümet tasarısının 4’üncü maddesi olmuş.

Bu durum, İmralı Tutanaklarında da görüldüğü üzere taslağın önce Öcalan'a sunulduğunu ayrıca gösteriyor. [2] 

“Kılıçdaroğlu’nun görüşmesi de tesadüf değil”

İmralı Tutanaklarının 323’üncü sayfasında Öcalan'ın, bu yasayı “Kılıçdaroğlu'na da iyi anlatın” dediği hatırlanırsa, Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi, çözüm sürecinin dışında olmadığı anlaşılıyor. [3]

Bu da bize yasa taslağının TBMM’ye sunulmadan, yani hükümet tasarısı haline gelmeden önce, Diyarbakır'da Kılıçdaroğlu'nun 20.6.2015 tarihinde İmralı heyeti ile görüşmesinin de tesadüf olmadığını gösteriyor. [4]

Yeni anayasanın çerçevesi İmralı’da çiziliyor 

TBMM'ye Erdoğan imzası ile sunulan yasa tasarısı, 10.7.2014 tarihinde 6551 sayılı yasa olarak kabul ediliyor. [5]

CHP, bu tasarıya arka planda destek vermekten geri de durmuyor. [6]

Bu yasa kapsamında çözüm için getirilen seçenekler arasında; Yasa’nın 2/1-a maddesinde, hukuksal, insan hakları ve siyasal alanda adım atılması gereği de ifade ediliyor.

Bir anayasa hazırlanması, tüm bu adımları kapsamına almakla, bu durum yani anayasa hazırlanma gereği, anılan Yasa'nın 2/1-a maddesi kapsamında kalıyor!

Böylece, yeni anayasanın çerçevesinin İmralı'da çizildiği, İmralı Tutanakları ile şimdi herkesçe görülüyor.

Bu tablo, 6551 sayılı Yasa'yı, yani tepki çekmemesi için adına çözüm yasası denilen yasayı, adeta yeni anayasanın dayanağı, yeni anayasayı hazırlayacak TBMM'nin de temeli durumuna sokuyor.

Aslında şimdi yeniden başlanan çözüm süreci denilen de, yeni anayasa çalışmalarını yeniden başlatmak anlamını taşıyor.

Yeni anayasa, çözüm sürecinin bir parçası. Bunun için vatana ihanet durumu bile sorumsuzluk alanına taşınıyor!

6551 sayılı Yasa temeline dayanan süreç karşısında, bu yasaya bakıldığında ilginç gerçekler de ortaya çıkıyor.

Bu Yasanın 4 üncü maddesinde, bu sürecin işleyebilmesi için vatan hainliği bile sorumluluk kapsamından çıkartılıp, sorumsuzluk alanına taşınıyor.

Durum aynen 12 Eylül darbesi ve o dönemde de anayasanın askıya alınma sürecindeki gibi.

O dönemde anayasa askıya alındığı ve yeni anayasa öyle bir süreçle yapıldığı için, yapılan o anayasaya, darbeci beş komutanın, o komutanların gölgesinde hareket eden hükümet ve Danışma Meclisi’nin, vatana ihanet suçlarını bile kapsar biçimde hiçbir şeyden sorumlu tutulamayacakları, her konuda sorumsuz oldukları yolunda, bilinen Geçici 15'inci madde konulmuş idi. [7]

Böylece onların konumu, bir Cumhurbaşkanı’nın da üzerine taşınarak, Anayasayı ihlal, vatana ihanet suçundan bile sorumsuzluk yaratılmış idi.

Darbenin Geçici 15 inci maddesi, Çözüm Yasası’nın 4'üncü maddesine taşınmış!

Şimdiki 4’üncü maddeye bakıldığında görülenin, darbeci beş komutan ve anılan yol arkadaşları için getirilen geçici 15'inci maddenin, bu maddeye taşındığı!

1982 Anayasası'nın Geçici 15’inci maddesi kapsamındaki 5 darbeci komutana, bunların hükümetlerine ve anayasa hazırlattıkları Danışma Meclisi mensuplarına, üç yıllık süredeki, yani 12 Eylül 1980 ile 1983 yılları arasındaki vatana ihanet dahil tüm eylemlerinden sorumsuzluk yaratılmamış mıydı…

Ancak şimdi kapsamdaki kişiler, çok daha geniş ve zaman dilimi de bir döneme özgü değil, geleceğe yönelik ve sınırsız.

O zaman üç yıllık dönemdeki konular için tam sorumsuzluk yaratılmış iken, şimdi tam sorumsuzluk sınırsız bir dönem ve sınırsız bir süre için…

Üstelik, bir hukuk devletinde olmaması gereken böyle hükümler de, ancak ve ancak Anayasa'ya konulabilecekken, böyle yapılmayıp bir yasaya konularak iktidar gücü dayatması ile uzlaşma da olmadan, sorumsuzluk yaratma amacı da güdülmüş. 

Yani bir yasa ile anayasayı devre dışı bırakma anlayışı! 

Bu durum, aynen 12 Eylül darbe dönemindeki 2324 sayılı Yasa'nın 6 ncı maddesindeki gibi.

O zaman da anılan yasa ile, darbeci anlayış sergilenerek, anayasa hükümleri devre dışı bırakılmamış mıydı? [8]

Sorumsuzluk statüsü, ancak anayasada yer alabilir

Hukuk sisteminde sorumluluk asıl olduğu için, sorumsuzluk durumları, bunların kimler için olduğu ve düzeyi sadece Anayasa ile ortaya konuluyor.

Anayasal sistemde ceza hukuku yönünden en az sorumlu olanlar Cumhurbaşkanları ki, onlar bile bütünüyle sorumsuz olmayıp, vatana ihanet nedeniyle sorumlu. 

Vatana ihaneti bile sorumsuzluk dışına çıkartan yasa neden devrede!

Sormak lazım, şimdi bu dönem için, bu yasa ile neden ve niçin vatana ihanetten bile sorumsuzluk yaratıldı...

Kuşkusuz bunların üzerinde durulmalı.

Süreç vatana ihanet boyutuna taşınmasa, böyle bir hükme gerek duyulması söz konusu mu!

Öte yandan yapılan bu düzenlemenin kapsamına Öcalan'ın bile alınması ayrıca dikkat çekici!

Yasaları adeta Öcalan çıkarıyor! 

Öcalan, böyle bir yasa çıkmadan önce durumunun ve gerek kendi yaptıklarının, gerekse süreç içinde yapılanların vatan hainliği olduğunun farkında.

Bunu İmralı Tutanakları'nda kendisi açık açık ifade de ediyor.

Bunu belirterek, söz konusu yasanın ısrarla çıkmasını, böylece herkesin sorumsuz hale gelmesini amaçlıyor.

Sonuçta Öcalan amacına ulaşıyor.

Çünkü bakıldığında her dediğinin olması karşısında, yasaları adeta Öcalan çıkarıyor veya çıkarttırıyor! 

CHP yönetimi, aksini söylese de, sürecin gizli yürütülmesine doğrudan destekçi!

CHP yönetimi ısrarla; çözüm süreci, Kürt sorunu TBMM'de çözülmeli, TBMM dışında gizli yürütülen süreç olmaz diyor.

Öte yandan, TBMM dışı gizli görüşme süreci yaratan bu 6551 sayılı Yasayı, Anayasa Mahkemesine de taşımayarak, sürecin gizli yürütülmesine karşı tavrının sözde olduğunu, CHP yönetimi kendisi ortaya koyuyor.

Yani sürecin AKP, HDP arasında yürütülmesinden, hatta AKP, HDP, İmralı ve Kandil arasında gizlice yürütülmesinden rahatsızlık duymuyor.

Bakıldığında CHP yönetiminin, süreçten zaten bilgi sahibi de olduğu da anlaşılıyor.

Bu davranış, Yasa'nın vatana ihanet dahil herkese sorumsuzluk getirmesi ve Öcalan'ın Kılıçdaroğlu'ndan ortaya çıkan isteği karşısında da özel bir dikkat çekiyor.

Kılıçdaroğlu’na o yasayı anlatmıştım!

Yasa çıktığında metni okuduğumda, metnin anlamını ortaya koyan bir açıklamayı Sayın Kılıçdaroğlu'na sunduğumda, sonrasında Öcalan hakkında suç duyurusu yapıp bunu da ayrıca aktardığımda, sadece dinleyip, tepkisizliğinin yansımasını, sonrasında ise bu konudaki tepkisizliğinin bana veya bu çerçevede davrananlara tavır almasına dönüşmesi durumunu, bulunduğu konum itibarıyla asla başka türlü yorumlamayı aklıma getirmediğimden, konuya hakimiyetinin olmaması diye çok iyimser yaklaştığımı, oysa sürecin parçası olduğunu ve ben durumu kendisine açıklarken onun zamanı geçiştirme ve anlatılanları dikkate almama amacı güttüğünü, şimdi açıkça görüyorum. 

Ve görüyorum ki, aslında sürece hakimiyeti(!) nedeniyle durumu bu çerçevede tutmuş ve sürdürmüş!

6551 sayılı Yasa ve bu süreçte ortaya çıkıyor ki CHP; Öcalan, HDP ve AKP ile aynı çizgide durmuş.

Peki CHP yönetimi süreç hem TBMM içinde çözülmeli derken, hem de süreci gizli ve TBMM dışına taşıyan bu Yasa'ya niye tepkisiz kalmış!

Neden böyle ikili görüntü yaratmış!

Çünkü İmralı Tutanakları’ndaki yol haritası ile hareket edilmiş!

 

Yorumlar