Sandığın namusu CHP’ye emanet!

Bu seçimlere yönelik hiç yazı yazmadım. Sebebi ise pesimist bir bakış açımın olmasından kaynaklıdır. Kimseyi çıktığı umut denizinde düşüncelerimle umutsuzluğa itmek istemedim. Fakat biliyorum ki, seçimlere şurada 24 saatten daha az zaman kaldı. CHP’nin göremediği ama görmek zorunda olduğu kafamdaki kriterlerle belirlenecek olmasıdır.

Neyse konumuz bu değil aslında yine yazmayacaktım. Bazen seyretmek yanlışlara rağmen mücadele vermek ve susmak en iyisidir. Bu sabah HDP’nin sandık görevlilerinin organize bir şekilde gözaltına alınmasından sonra şu çok açık bir gerçektir ki; hepimizin tahmin ettiği seçim hileleri başlamıştır. Aslında bu seçim süreci başından beri hileli! YSK’ya ve bu ülkenin yargı müesseselerine yazıklar olsun!

Anayasal çerçevede görevleri belirlenmiş bir Cumhurbaşkanının en önemli vazifesi olan tarafsızlık ilkesini açıkça çiğnemesine; devletin olanaklarının bütün sınırları zorlanarak açıkça iktidar lehine kullandırılmasına göz yuman YSK görevlilerine yazıklar olsun!  Eğer bu ülkede hala adalet varsa o adalet mensuplarında vicdan varsa haklarında burada mütevazı köşemden suç duyurusunda bulunuyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası açıkça bu seçim sürecinde çiğnenmiştir.  Hem Cumhurbaşkanı tarafından hem iktidar partisi tarafından hem de bu sürece göz yuman YSK üyeleri tarafından. Bu adaletsiz sürecin adaletli yürümesini beklemiyorum…

Ama hala umutlarım var.  İyi ki bu ülkede hala CHP var. Onun onurlu, namuslu, şerefli örgütü var.

Eyy Tayyip Erdoğan!

O örgüt, CHP’nin elli yıldır iktidar olamamasına rağmen; Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha öncesinde Deniz Baykal’ın, daha öncesinde Erdal İnönü’nün, daha öncesinde Hikmet Çetin’in, baraj altındayken Altan Öymen’in, anarşizm ortamında dağında taşında Bülent Ecevit’in, kıtlık yokluk ve savaş yıllarında dünya kasıp kavrulurken İsmet İnönü’nün, her türlü ihanete her türlü işgale her türlü siyasi entrikaya rağmen büyük devrimci Mustafa Kemal Atatürk’ün, arkasında durmuş milli mücadele noktası ile o günden bugüne değin her türlü sıkıntıya rağmen büyük bir vatan sevdası ile kişisel çıkarlardan uzak durarak mücadele vermiştir.

Doğacak çocuklarımızın yarınları için mücadele veren o CHP’nin örgütü geçmişte nasıl adam gibi durmasını becermişse bugün de halkın tokadı senin suratına insin diye o sandıkları koruyacaktır.  HDP’nin de MHP’nin de hatta taraf olduğun AKP’nin de gömleğine attığın Saadet Partisi’nin de seçimlere katılan bütün partilerinde oyunu koruyacaktır. Halkın iradesi neyse bunca adaletsizliğe rağmen bütün dünyanın gözünün önüne çıkmasını sağlayacaktır.

Eyy CHP örgütü;

Bizler Mustafa Kemal’lerden İsmet İnönü’lerden devraldığımız bir bayrağı dünden yarına taşımakla mükellef günümüzün neferleriyiz.

Unutmayınız ki!

Milli mücadele ile iktidar noktasında, trilyonlarla değil köşklerle yalılarla değil  korumalarla değil  yaverlerle değil; mütevazı bir devlet maaşıyla, elinde şapkası çantası, sırtında eski bir paltosu ile ağır ağır Çankaya’dan aşağı inmesini bilen bu halkın tercihlerine saygı gösteren bir siyasi kültürün temsilcileriyiz.

Unutmayın!

Mustafa Kemal’i ve arkadaşlarını 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarmaya zorlayan sebepler neyse yarında bizi sandığa götürüp tercih de bulundurmaya zorlayacak sebepler aynıdır. Bu ülkenin bütün üretim araçları, finans kuruluşları, değerli varlıkları, yüzde 85’ler seviyesinde yabancılara peşkeş çekilmiştir.

Ayağa kalk CHP örgütü!

Ayağa kalkın Mustafa Kemal’in yoldaşları!

Halkın hakkı, geleceği gasp ediliyor. Fakir köle işçisine ölüm, ‘fıtrat’ deniliyor. Türkiye 671 Milyar Dolar borcun içerisine batırılıyor. İktidar yalakaları, paraları kutularla kamyonlarla taşıyor.

Ayağa kalkın CHP’liler!

Bütün herkesin oyunu sahiplenmek için; bir gece uykusuz kalın. Bir gün aç kalın. Bu çocuklarınızın kanlı karanlık oyunlarda, yok edilmesinden daha zor bir mücadele değildir.

Bir gün açlıkla, bir gün yorgunluk ve uykusuzlukla kimse ölmez ama bu vatan elden giderse kimse bunun bedelini ödeyemez.

Umudunuzu yitirmeyin.

1919’da kırık bir vapurla yola çıkanlardan daha çaresiz değiliz.  O günde ‘Ya istiklal ya ölüm’ diyenler vardı. Bugünde varlar; yarında var olacaklar.

Yorumlar