Vurun abalıya!

En son yazımda, CHP’yi bir başarısızlığın beklediğini, mütevazi bir şekilde anlatmıştım. Maalesef ki haklı çıktım. Bunun üzerine diyecek çok şeyim var, zamanı geldiğinde söyleyeceğim. Başarılı rolü yapan pişkinleri büyük bir hayretle ben de sizin gibi izliyorum. Ama bu konudan önce ilginç bir durumu sizlerle paylaşmak istedim. Halk AKP’nin oyunu aşağıya çekince bizim havuz medyası namus timsali kesildi.

Son 12 yıldaki 300 milyar Dolar’ın üzerindeki yolsuzluğu görmediler, olmadık karalama kampanyalarıyla, merkez medyanın da desteği dahil olarak, Alo Fatih gazeteciliği ile CHP Genel Başkanı’na, ailesine, Genel Başkan’dan sonra en fazla oy almış bir kadın milletvekilimize, bir belediye başkanımıza karşı büyük bir karalama kampanyası başlattılar.

Anlaşıldı ki, bunlar 12 yıldır araştırmacı gazetecilik yapmayı unutmuşlar. Meslek hayatı boyunca 1500 tane konut yapan Battal İlgezdi’yi kimseden kaçırmadan, mal beyanında beyan ederek, İç İşleri Bakanlığı’na gerekli bildirimlerini sunarak, aldığı üç tane daireyi mal bulmuş mağribi gibi sevinerek, iki sene öncesinin olayını sanki Gamze Hanım milletvekili olduktan sonra almış gibi çarptırarak, kasıtlı ve talimatlı bir şekilde algı yönetimi içerikli haberlerini sürdürdüler.

Battal İlgezdi ve eşi Gamze Akkuş İlgezdi hiç kimsenin cesaret etmediği bir şekilde haklarında iddia olunan bu haberlerin doğruluğunun araştırılması için savcılığa kendi haklarında suç duyurusunda bulundular.

Bir kere kafadan bana göre bu iddialar Battal İlgezdi ve Gamze Akkuş İlgezdi’nin yaptığı bu tavırla çürüdü.

Gelelim Hüseyin Sağ meselesine...

Adım gibi eminim ki, bu işi Battal İlgezdi yaptırmadı. Herhangi bir CHP’li de yaptırmadı. Ama diyelim ki Battal İlgezdi çok sinirlendi ve de yaptırmaya karar verdi. Olaylar bu kadar sıcakken yaptırması mantıklı mı? Siz olsanız yaptırır mıydınız?

Ne tuhaf değil mi? Hüseyin Sağ bu alçakla saldırıda yaralanıyor, bir saat sonra daha ailesinin tamamı hastaneye gitmemişken Beyaz Tv ve A Haber muhabirleri ve havuz medyasının çalışanları hastanenin önünde beliriyor, “Size bu olayı Battal İlgezdi mi yaptırdı” diye soruyorlar. Sağ’ın reddetmesine rağmen, ihaleyi İlgezdi’nin üzerine bırakmaya çalışan bir anlayış. Reza Zarrab’tan bahseden yok. Havuz medyası Reza’nın avukatı değil miydi zaten? Hadi, bunların amaçlarını anladık. Bu olayın üzerine sazan balığı gibi atlayan CHP’lileri ne yapmamız lazım? Ayıptır arkadaşlar, ayıp. Partiye 5 kuruş katkı sunmayan, kendi kişisel reklamından başka hiçbir şey yapmayan bazı arkadaşlar, yüz binlerce partiliye bu haberlerin linklerini, binlerce lira harcayarak kısa SMS olarak gönderdiler.

Amacınız ne? Ne yapmaya çalışıyorsunuz? AKP’nin potansiyel oy deposu olarak gördüğü ama bir türlü almayı başaramadığı Ataşehir’i AKP’ye mi hediye etmek istiyorsunuz? Yoksa o ucuz ve pis çıkarlarınız için bu olaydan şahıslarınıza prim mi toplamaya çalışıyorsunuz? Sizleri de bir dahaki yazımda deşifre edeceğim. Neler yaptığınızı, kimlerle ilişkilerinizin olduğunu ve nasıl yaptığınızı tek tek anlatacağım. Ya haddinizi bileceksiniz ya da bu itibar suikastçiliğine devam ederseniz sonuçlarına katlanacaksınız.

Ataşehir’de efendim yolsuzluk varmış, biz niye görmüyormuşuz. Varsa bir yolsuzluk, belgesini, tespitini getirin, yayınlamayan şerefsizdir.

Rasim Ozan Kütahyalı’nın ağzıyla Cumhuriyet Halk Partisi’ni, Ethem Sancak’ın çıkarlarıyla belediyelerimizi linç etmeye çalışan, köşeye sıkıştırmaya çalışan anlayışların sonuna kadar karşısındayım.

Ey Rasim Ozan Kütahyalı; sen değil miydin, Mehmet Baransu bu iddiaları iki yıl öncesinde dile getirdiğinde Ataşehir Belediyesi’ni ziyaret edip; “Battal Bey başarılı bir belediye başkanıdır” diyen?

Cem Küçük diyor ki, “Bu haberlerin arkasında Gürsel Tekin var.”

Ethem Sancak ile senin aran iyi. Varsa bir durum, aç sor. Bu haberlerin arkasında Recep Tayyip Erdoğan mı var, Gürsel Tekin mi var? Bunu da açıklamayan namerttir. Biz Ethem Sancak’ın, Recep Tayyip Erdoğan’a aşık olduğunu biliyoruz. Yoksa Gürsel Tekin’e de mi aşık, bizim haberimiz yok?

Bu haberlerin arkasında Gürsel Tekin de yok.

Buna da adım kadar eminim.

Ben her iki isme de yakın bir gazeteci ve partiliyim.

Birileri kendi ucuz çıkarları için iftira atmaktan artık vazgeçsin.

Ey Cem Küçük...

Ey Rasim Ozan Kütahyalı...

Ey Latif Şimşek...

Gerçekten namuslu gazetecilik mi yapmak istiyorsunuz?

O kadar babayiğit misin Latif Şimşek?

Patronun Osman Gökçek’i çıkart programına ve sor; “Kardeşim sen nasıl zengin oldun? Bu yaşta bu kadar para nereden geliyor? Ben namuslu bir gazeteciyim, aldığım parayı hak etmek istiyorum. Halkın bilgi alma hakkını sağlamaya çalışıyorum” de. Sor bunları.

“Ankara’yı siz parsel parsel sattınız mı baba oğul”

Sor...

“Ankara’nın her tarafına dikilen aydınlatma direklerinde senin parmağın var mı” diye sor.

Bak, ben seni o zaman alnından öpeceğim.

Ey Rasim Ozan Kütahyalı...

Gerçekten yolsuzlukların üzerine gitmek istiyorsan ben sana yeriyle bir tane göndereyim açık açık.

Kadir Topbaş’ın ailesine ait olan, İstanbul Boğazı Beylerbeyi’ndeki ön görünüm hattında olan Saray Muhallebicisi’ne ve onun mimari durumuna bir git bak. Kaçağın babasını orada göreceksin.

Kadir Topbaş’ın, Bakanların girişim dehası çocuklarının servetlerini bir incele.

Ama buna rağmen seni alnından öpmem.

Ey Cem Küçük...

Mehmet Baransu cemaatin tetikçisiydi, sen de iktidarın. Ama senin iyi bir gazeteci olduğunu biliyorum. O yüzden sana şu kadar bir soru soracağım, ama vicdanınla cevap vermeni istiyorum.

Siyasete kaçak evinden başka bir şey olmadan girenler, zenginliğinin hesabını bilmiyor bugün. Bu helal midir, haram mıdır?

Ey Cumhuriyet Halk Partili arkadaşlar...

Oturun ve aklı selim bir şekilde düşünün. Kimlerden yana taraf olmamız gerektiğini iyice belirleyin. Ya Ethem Sancak’tan, Rasim Ozan Kütahyalı’dan ve benzerlerinden yana olacağız ya da Türkiye’de Genel Başkan’dan sonra en fazla oyu almış, havadaki sol eliyle bizi siyaseten yok etmek isteyenleri rahatsız etmiş Gamze Akkuş İlgezdi’den, AKP’nin kalesi olarak gördüğü Ataşehir’i CHP’ye kazandıran başarılı Belediye Başkanı Battal İlgezdi’den yana olacağız.

İşbirlikçi havuz medyası CHP’den kelle almak istiyor. Hem de iftiralarla.

O kelleleri verecek miyiz? Vermeyecek miyiz?

Kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen bu medya gruplarına eyvallah çekecek miyiz, çekmeyecek miyiz?

Herkes otursun, bunu düşünsün.

Devlet ellerinde, Belediye Başkanımız ailesiyle birlikte gitti savcılığa, iddiaların araştırılması ile ilgili suç duyurusunda bulundu. Bundan sonrası mahkemelerin görevi. Ama benim yüreğim rahat. Bu linç kampanyasının başarılı, tabanda destek gören, zaten sayısı az olan, kadın duyarlılığı hassas bu kadın siyasetçimizi ezmesine ne şahsım ne de yayın grubumuz sessiz kalmayacaktır.

Herkesi Nurettin Sözen döneminde düştüğümüz oyuna düşmemeye davet ediyorum.

Yorumlar