Susmuyoruz, susmayacağız!

Türkiye Cumhuriyeti’ni parçalamak isteyen bütün kesimler Kemalizm’in yok olmasını istemektedirler. Ülkemizin 1919 öncesinde olduğu gibi günümüzde de iç ve dış ortakları saldırılmış idari, siyasi, kültürel ve ekonomik olarak işgal altına alındığı yadsınamaz bir gerçek.

Bilindiği üzere bugün dinci faşizan AKP iktidarı, halkı ekonomik olarak kuşatarak ve iktidarının devamını sağlamak için uydurduğu sözde sosyal politikalarla onları belli bir doğrultuda yönlendirmeye çalışarak gücünü daim kılıyor.

Maalesef tüm muhalefet partileri de uyguladıkları politikalarla, son Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi, AKP’nin dinci ve faşist iktidarına çanak tutuyorlar. Bu durumda önceki Atatürkçü mücadeleleri örnek alarak hem Cumhuriyet’ i korumak hem de Atatürk ilke ve devrimlerinin devamını sağlayacak gücü ve kudreti, ruhu içimizde hissetmek yola çıkmak için sırtımızı dayacağımız mesnet olmalı; tıpkı, kurtuluş savaşında bu gücü ve kudreti hem kendinde hem de Türk Milleti’nde gören Mustafa Kemal Atatürk gibi.

Daha sonra bu mücadeleyi yürüten tarihi kişilikleri ve bilhassa Türkiye’nin yakın tarihinde mücadele edenleri kendimize örnek alarak, mücadeleye devam etmemiz gerekli. Çünkü bu yanlış gidişata susmayacağız ve bizi kimse susturamayacak.

Tıpkı, televizyondaki bir tartışma programında “örtünmek İslam’ın şartı değildir” diyen ve bunu dedikten sonra İslami Hareket Örgütü tarafından susmasına yönelik tehdit mektupları almaya başlayan ve buna rağmen susmayan, devam edince de aynı örgüt tarafından öldürülen Bahriye Üçok gibi susmayacağız…

Tıpkı, Menemendeki rejime karşı çıkarılan ayaklanmada, şeriat isteyen yobazlara karşı susmayan ve bu yüzden başı kesilerek katledilen Teğmen Kubilay gibi, susmayacağız…

Tıpkı, Kemalist söylemlerinden ötürü öldürülen ve susturulamayan gazeteci yazar Abdi İpekçi gibi, susmayacağız…

Tıpkı, Atatürkçü Düşünce Derneği’ni kuran ve Atatürkçülüğü her alanda savunan, susmayan ve evinin önünde kurşunlanarak öldürülen Muammer Aksoy gibi, susmayacağız…

Tıpkı, “Kemalizm; geçmişin bekçiliği değil, geleceğin öncülüğüdür” diyen ve bunun sonucunda uğradığı bombalı saldırıya kadar susmayan Ahmet Taner Kışlalı gibi, susmayacağız…

Tıpkı, davası için çalışmış, birçok haini ortaya çıkarmış, gerçekleri halka anlatmış olan, 2. Cumhuriyetçiler için sakıncalı piyade olan ve arabasına bomba konularak öldürülmesine kadar susmayan Uğur Mumcu gibi susmayacağız…

Tıpkı, Türküye’ de ve yurt dışında faaliyet gösteren bölücü terör örgütleri ve Alman vakıfları üzerine yaptığı araştırmalara dikkat çeken ve bu dikkat çekişin sonunda bir suikasta kurban gidene kadar susmayan Necip Hablemitoğlu gibi, susmayacağız…

Bakın susmayarak ölmeyi bile göze alan Hablemitoğlu bunun nedenini nasıl açıklamış:

“Almanlar’dan Fethullahçılara, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter ve laik yapısına göz diken uluslara karşı ‘bunca zahmete ve minnete değer mi?’ diyorsanız, Atatürk’ ün manevi mirasçısı olarak ‘evet, değer’ diyorum. Çünkü Türk’ üm ve başka Türkiye yok!”

İsmini saymadığım devrim şehitlerimiz gibi, bizlerde susmayacağız.

Atamızın “Asıl önemli olan ve memleketi temelinden yıkan, halkını esir eden, içerideki cephenin suskunluğudur”  sözünü ilke edinerek, atamızın ilke ve devrimlerini her daim savunmaya devam edeceğiz.

Bursa Nutku’nda işaret ettiği “Türk genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir” sözünden alarak gücümüzü, Güneşli yarınların mücadelesi için yol yürüyeceğimizin sözünü dünden vermiştik çünkü.

Bizler de Atamızın ve onun izinden giden Uğur Mumcu’ların, Çetin Emeç’lerin, Apdi İpekçi’lerin, Necip Hablemitoğlu’ nun “Kemalist” çocukları olarak Atamızın bize emanet ettiği “cumhuriyetimizi” ve “devrimlerimizi” sonuna kadar savunacağız.

Devletin bütün köşeleri ele geçirilebilir ve bütün kaleleri zapt edilebilir. İsterse bütün anayasalar, bütün kanunlar, bütün yönetmelikler değişsin. Hatta değişmez maddeler bile değiştirilsin. Ancak “Ey Türk Gençliği” diye başlayan söylev değiştirilemez. O, her zaman ve her koşulda teslim olmayacağımızın ve yenilmeyeceğimizin kanıtıdır. Bizi, bütün varlığımızı tehlikeye atan karşı devrim sürecini durdurmak, AKP’ ye “dur” demekle mümkün olacak. Ve biz, Mustafa Kemal’ in izinde gidenler, buna mutlaka “dur” diyeceğiz. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Yorumlar