Türkiye’yi Kurtarmak için Kılıçdaroğlu İstifa Etmelidir

Ülkemizin yaşadığı sorunlar, sıradan önlemlerle aşılamayacak kadar derinleşmiştir. AKP iktidarı, 14 yıldır devam eden hataları sebebiyle, toplumu keskin kamplara bölmüş, adalet duygusunu zedelemiş, geleceğe dair bütün umutları yok etmiştir.

Adam kayırmacılığın, yolsuzluğun, köşe dönmeciliğin sistemin temel değerleri haline dönüşmelerinin yanında vatanseverlik, bayrak sevgisi, yüksek ahlak, emeğin yüceliği gibi temel kavramlar da zemin kaybetmiş ve ulusal birliğimiz parçalanmıştır.

15 Temmuz gecesi denemesi yapılan “darbe girişimi” de müstakil bir olay değil 14 yıllık çözülmenin kötü ve arzu edilmeyen bir sonucudur.

Türkiye’nin dört bir yanında farklı insanlar, farklı gerekçelerle ama aynı şekilde devlete ve sisteme olan inançlarını kaybetmişlerdir.

Herkes bulunduğu noktadan, kendisini ve mensubu olduğu grubun haklılığını savunurken kendinden olmayan herkesin “yanlış” olduğuna dair yüksek bir inanç beslemektedir.

Etnik, mezhepsel, ideolojik farklılıklar bir diğeriyle beraber yaşamanın düşünülemeyeceği bir noktaya evrilmiştir ve anılan her grup aynı kimlik belgesini taşıdığı ötekileri “düşman ya da hain” olarak tanımlayabilmektedir.

Türk toplumunun ortak sevinçleri ve tasaları nerdeyse ortadan kalkmış ve her grubun, gruba dayalı ortak sevinçleri ve tasaları ortaya çıkmıştır. Bu sebeple bir grup gözyaşı dökerken diğeri mutlu olabilmektedir. Yaşanan onlarca üzücü olaya rağmen her grup kendi acılarını öne sürerek diğerinin yaşadığı acıya gözlerini ve kalplerini kapatmaktadır.

Gelinen nokta, dünyanın her hangi bir coğrafyasındaki her hangi bir devlet için kabul edilebilir bir nokta değildir. Devlet topyekûn bir çöküşün eşiğine gelmiştir ve düzenin tüm mihenk noktaları çatırdamaktadır.

Bu anlamda yaşanan darbe denemesi “tekil bir olay” değil, asker ya da sivil pek çok darbe girişiminin sadece ilki olarak değerlendirilmelidir. Çünkü devletin ahengi bozulmuştur ve tek başına iktidar olsa da AKP ve Erdoğan, Türkiye’yi yönetememektedir.

Geçen 14 yıl göz önüne alındığında çözülmenin sebebi olan AKP’nin ve Erdoğan’ın gidişatı tersine çevirmesini beklemek iyi niyetli ancak anlamsız bir davranıştır. Çözülmeyi durduracak ve yeniden inşa sürecini başlatacak olan tek kurumsa siyaset kurumudur.

İç savaşların ve kitlesel katliamların psikolojik eşiğine gelmiş olan Türkiye’nin acilen gündemini değiştirmesi ve alternatif bir yolun mümkün olduğuna dair bir umudu yeşertmesi gerekmektedir. AKP iktidarda kaldığı sürece ülkeyi kutuplaştırmak, düşmanlığı körüklemek ve yeni darbelerin önünü açmak dışında bir sonuç üretemeyecektir zira iktidar bloğu olayları yönlendirme kabiliyetini kaybetmiştir. AKP’nin demokrasi içinde iktidardan uzaklaştırılmasından başka bir çıkış yoktur. Bu çıkışa Erdoğan da dâhil, tüm AKP’lilerin ve Türkiye’nin ihtiyacı vardır.

Ancak siyasi partilerin anti-demokratik yapısı, tabandan örgütlenen muhalif hareketlerin başarılı olma şansını sıfıra indirmektedir. Değişimin önünü kesen bu yapı, yaşanan sistem içi tıkanmaların da en büyük sebebidir. Geniş kitleler, siyasetteki köklü değişim ihtiyacını karşılayamadıkları için demokrasi dışı yollar daha cazip hale gelmekte ve her grup radikalleşmektedir.

Çok uzun zamandır aynı aktörlerle, aynı söylemlerle ve aynı yöntemlerle yürütülmeye çalışılan siyaset, sorunların kaynağı haline gelmiştir. Öyleyse tıkanan siyaset sistemini açmak ve tarihi yeniden yazmak için bir şeyler yapmak gerekmektedir. Uçurumdan önceki son çıkışa yaklaşan Türkiye’de taşları yerinden oynatmaya ihtiyaç vardır. Türkiye’nin çözülme süreci yaşadığı bu dönemde yeni konulara, yeni kavramlara, yeni iddialara ve yeni yüzlere ihtiyacı vardır. Toplum, her gün felaketleri konuşmaya ve karanlıkta yaşamaya terk edilmemelidir. Türkiye ancak çöken siyaset kurumunu canlandırarak gidişatı tersine çevirebilir.

Tarihi, seçmen tabanı, örgütlü yapısı ve etki alanı sebebiyle Türkiye’nin yeniden demokratik siyasete yönelmesini sağlayabilecek yegâne güç Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Yeni kadroların, yeni iddiaların ve yeni bir gündemin önünü açabilecek kişi de Sayın Kılıçdaroğlu’dur. Türkiye Cumhuriyetini kuran Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyaset kurumunu yeniden inşa ederek Cumhuriyetimizi gelecek kuşaklara taşımak gibi güncel bir görevi vardır. Bu anlamda, Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’na tarihi bir görev düşmektedir. Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye’yi kurtarmak için CHP Genel Başkanlığı görevinden derhal istifa etmeli ve ülkemize bir şans vermelidir. Geniş kitleleri Erdoğan’ın hayalleriyle ihtirasları arasından çıkaracak ve ülkeye nefes aldıracak başka bir formül yoktur. Türkiye Cumhuriyeti’nin çözülme süreci yıkımla sonuçlanmadan önce bu tarihi fedakârlık yapılmak ve CHP’de başlatılacak büyük değişimle sistemdeki mevcut tıkanıklık aşılmak zorundadır.

Sorunların Sayın Kılıçdaroğlu’yla aşılabileceği iddia edilebilir. Ancak mesele Sayın Kılıçdaroğlu’nu aşmıştır. Türkiye’nin geldiği bugünkü noktada mevcut siyasilerin tamamının az ya da çok dahli bulunmaktadır ve hepsi geçmişin kötü anılarında yer almışlardır. Türkiye’nin kurtuluşunu aradığı bir dönemdeyse geçmişin tartışmalarına takılıp kalarak “Sen de bunu yapmıştın? Sen de şunu söylemiştin?” denilerek vakit yitirilmemelidir. Siyasi partilerin mevcut Genel Başkanları çökmek üzere olan devri temsil etmektedir. Bu gerçek göz ardı edilerek mevcutta ısrar edilmemelidir.

Bu noktada, “Kim genel başkan olacak?”, “Hangi kadrolar yönetime gelecek?” gibi sorular talidir. Önemli olan kimin, ne olacağı değil, demokratik siyaset kanallarının açık olduğunun gösterilmesi ve bu yolla normalleşmenin sağlanmasıdır. CHP, sadece değişim kararı alarak bile ülkenin tüm gündemini ve siyasetin yönünü değiştirme kabiliyetindedir. Darbelerin, iç savaş olasılıklarının ve çöküşün konuşulduğu bir ortamda yeniden siyaset konuşulmasını sağlamak ülkeye yapılabilecek en büyük iyiliktir. An itibariyle daha önemli bir konu da yoktur.

Bu itibarla, Sayın Kılıçdaroğlu’nu hiç vakit kaybetmeden “istifa ederek” Türkiye’nin çözülmesini durdurmaya, siyaseti normalleştirmeye ve umudunu kaybetmiş tüm yurttaşlarımız için yeni bir yol açmaya davet ediyorum.

Yorumlar