​Maksat 'yağma' düzeni çökmesin

Görülmeden, duyulmadan yapılan her şeyin "mübah" sayıldığı ülkem çağ atladı.

Artık gizlilik yok ne yapılıyorsa halkımın gözünün önünde yapılıyor. 

Görmeyen varsa o da "onların sorunu" deyip geçeceğim ama olmuyor işte.

Aynı gökyüzünün altında yaşıyorsak muhtacız birbirimize.

Ne kadar hırsız varsa, o kadar namuslu vatandaş olacak ki, yaşam devam etsin yoksa yıkılır gideriz.

Maazallah bu kadar çalıp çırpana bir veya birkaç toplayan lazım tabi. 

Sorun o birkaç kişinin gün olurda "bizden bu kadar" serzenişiyle susması veya köşesine çekilme ihtimali.

Onca yol gittim bu ülkede ve onca güzel insan tanıdım.

Yaşamdan beklentileri sınırlı, günlük yaşamını kurtardığı zaman mutlu.

Oğlunu kızını evlendirdiği zaman daha da mutlu, tevekkül sahibi halkım ki sorgulamadan yaşamak benliği olmuştur. 

"Şikayet" üzerine kurduğu dünyasının yönünü şimdi "istemeye" çevirmiş. 

Görüp de görmezlikten geldiği "yağma" düzeninden pay beklemekte. Bunun da yolu az gelişmiş ülke demokrasilerinde siyasi partilerden geçer.

Çünkü iktidar olmak ülkeyi yönetmek için değil ülke kaynaklarını ele geçirmek ve yandaşlarla paylaşmak üzere istenmektedir.

İktidarda uzun kalmak istiyor ve doymak bilmiyorsa o partiler seçmenlerine de yağmadan pay vermek zorundadır.

Herkes çapına göre, kimi ihale alır, kimi o ihalenin taşeronu, kimi de işçisi.

İşte bu yüzden sandıktan ülke geleceği değil, yağmayı paylaştıranlar çıkar. Kimse de itiraz etmez.

Bu bölüşme alınan riske göredir. 

İşte siyasetçi ve ona yakın iş adamlarının "yağma" payının büyük olması da bu yüzdendir. 

Risk almayan seyirci kalıp sadece "oy"unu kullananlar, eve gelen sosyal yardımlar ve en fazla çocuklarının asgari ücretli taşeron bir işe alınmasıyla yetinmek zorundadır ama bu insanlar seçimden seçime de olsa önemledirler. 

Çünkü herkesin bir oyu vardır ve o oy düzenin devamı için kullanılmalıdır. Seçim çalışması denilen şey de budur zaten. 

"Biz daha çoğunu vereceğiz"den geçer bütün nutuklar.

"Vatan-millet-din" kavramları ise düzenin yaşaması için en geçerli malzemelerdir. 

Sonu yoktur sömürebildiğin kadar sömürebilirsin. Yeter ki "yağma"dan payını ver vatandaşın. Bütün mesele bu. 

Ne çocuklarının güle oynaya gittikleri askerlikten tabut içinde dönmesi, ne seçtiklerinin hırsızlığı, ne ormanlarının yanması, ne tarım arazilerinin rantta kurban gitmesi önemli değildir. 

Öyle olmasa "Asgari ücret 1500 lira olacak.", "Emekliler senede iki kez birer maaş ikramiye alacak." vaadine işadamları ile birlik olup karşı çıkar mı bir halk. 

Bu demektir ki mevcut düzenden kendince kopardığı şeyler vaatlerin önüne geçmiştir.

Yoksa deli mi!

Ha bir de bekleme uzmanıdır vatandaş "bayramdan sonra, yılbaşı sonrası, seçimin ardından" gibi oyalamaları "yalan" olduğunu bile bile yer. 

Maksat düzen bozulmasın.

Yorumlar