RTE’ye istediğini verelim de gerisi teferruat

Hani "Bekliyoruz!" diyordum ya şimdi o aşamayı da geçtik. "Etkisiz elamanlar" olarak bile seyretmiyoruz.

Sanki bütün bu yaşananlar dünyanın başka bir yerinde oluyor. "Genç ölümler" bile sadece bir gazete ya da televizyon haberi. Anlık olarak vicdanımızı sızlatıyor, hepsi o.

Birisi fiilen başkanlığını ilan ediyor. PKK il ve ilçelerde "özerklik" açıklaması yapıyor.

Bakıyoruz ülke yeniden yapılacağı artık kesinleşen "seçime" kilitlendi desek bu da değil. Seçimle ilgilenenler sadece siyasiler ve özellikle 25. dönemin çabuk bitmesinden mağdur olanlar. Vatandaşın bir bölümü "sandığa gitmeme" konusunda kararlı. AKP’ de üç dönem kuralı nedeni ile dışarıda kalanlar 7 Haziran seçimlerinin dönem sayılması gerektiğini savunarak oyuna girmek için ısınma turlarına başladı bile. Yeniler huzursuz ama AKP "biat partisi" olduğundan sorun yok, "patron ne derse o olur".

Daha sıkıntılı olan CHP. Bir yandan kongre takvimi ilerliyor, diğer yandan “Yeni liste mi yoksa yeniden önseçim mi?” tartışmaları sürüyor. Yeri gelmişken bir aday olarak bu konuda ki düşüncemi açıklamadan da geçemem. Kısaca Einstein sözünü hatırlatayım: "Aynı malzeme ile aynı şeyi defalarca yapsanız da farklı sonuç beklenemez." Söz tam böyle değil ama sonu daha kaba bitiyor, diye böyle yazdım.

Neyse biz dönelim gerçek yaşama.

Hiçbir devlet dairesinde hiçbir yetkili imza atmıyor. Yarınından korkuyor herkes. Devletle büyük çapta iş yapanlar sesiz kalıyorsa "kârdan zarar ettikleri" için. Paralarının ödenmemesine rıza gösterdiklerinden değil yani.

Gelirinin 1500 liraya çıkmasını istemeyen asgari ücretli ile bayramlarda birer maaş ikramiyeyi reddeden emekli ise hayatından memnun.

Turizm gelirleri dibe vurdu ne gam.

RTE’ye istediğini verelim de gerisi teferruat.

En pahalı akaryakıtı kullanan halkım, otoparkçıyla 2 liranın kavgasını yapıyor ama "Biz akaryakıta doğal gaza elektriğe ve kaçağına niye bu kadar çok para veriyoruz?" diye sorgulamıyor.

Anketlerde MHP’nin oyunun AKP’ ye kaydığı ileri sürülüyor. Doğruysa bu sonuç olsa olsa milletçe “Alzheimer” olduk, diye açıklanabilir.

Neyse uzatmanın anlamı yok.

Bir daha söyleyelim: Bütün bu yaşadıklarımızın tek nedeni var: 17 -25 Aralık dosyasının kapatılması ve Bilal Erdoğan ve bakanların yargılanmaması için.

Ama bir söz var:

"Kan tutar, tutan ölür."

Yorumlar